Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir?

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir?

Bu yazımızda sizler için Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir? konusunu derledik, Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir? yazımızı güzel bir anlatımla sizler için hazırladık. Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir? konusunu örnekleriyle birlikte okuyarak konusunu daha iyi anlayacaksınız. Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir? sayfamızı arkadaşlarınızla veya sosyal medyada paylaşarak arkadaşlarınızda faydalanmasına yardımcı olabilirsiniz.

Teşbih (Benzetme)

Aralarında ortak nitelik bulunan iki varlıktan zayıf olanı güçlü gibi gösterme sanatına benzetme denir. Benzetme sanatında ikisi temel, ikisi de yardımcı öge olmak üzere dört öge bulunur.

Temel ögeler benzeyen ve kendisine benzetilen, yardımcı ögeler benzetme edatı (ilgeci) ve benzetme yönüdür. Benzetmenin dört ögesi kullanılarak yapılan benzetmeye tam benzetme; sadece temel ögeler kullanılarak yapılan benzetmeye ise güzel benzetme (teşbih-i beliğ) denir. Teşbih yapılırken özellikçe zayıf olan benzeyen, özellikçe güçlü olan ise kendisine benzetilendir.

Örnek:

Durmuş bir saat gibiydi zaman. (Tam teşbih)
Benzeyen: Zaman
Kendisine benzetilen: Saat
Benzetme yönü: Durmak, geçmemek
Benzetme edatı: Gibiydi
 
Cennet gibi güzeldir vatanımız bizim. (Tam teşbih)
Benzeyen: Vatan
Kendisine benzetilen: Cennet
Benzetme yönü: Güzellik
Benzetme edatı: Gibi
 

Gider oldum servi boylum elveda. (Teşbih-i beliğ)
Benzeyen: Boy
Kendisine benzetilen: Servi
 

Unutmakta haklısın elma yanaklım. (Teşbih-i beliğ)
Benzeyen: Yanak
benzetilen: Elma

 

İstiare (Eğretileme)

Benzetmenin temel ögelerinden sadece biriyle yapılan benzetmeye istiare (eğretileme) denir.
İki türlü istiare vardır.

a) Açık istiare: Benzetmenin temel ögelerinden sadece “kendisine benzetilen” söylenerek yapılan istiaredir. Burada benzetme yönü bakımından güçlü olan söylenir.

Örnek:
Yüce dağ başında siyah tül vardır.
Yukarıdaki dizede kara bulutlar siyah tüle benzetilmiştir. Benzeyen “kara bulut” kullanılmamış ve kendisine benzetilen ”siyah tül” kara bulut anlamında kullanılmıştır.
 

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Yukarıdaki dizede saçlardaki aklar “kar”a benzetilmiştir. Benzeyen “ak saçlar” kullanılmamış, sadece kendisine benzetilen kar, “ağarmış saç” anlamında kullanılmıştır.
 

b) Kapalı istiare: Benzetmenin temel ögelerinden sadece “benzeyen” söylenerek yapılan istiaredir. Burad benzetme yönü bakımından zayıf olan söylenir.

Örnek:
Mor menevşe boynun eğmiş

Yukarıdaki dizede mor menevşe insana benzetilmiştir. Kendisine benzetilen (insan) kullanılmamış, sadece benzeyen (mor menevşe) kullanılmıştır.
 

Ak gerdanı çifte benli
Yükseklerden uçuyor gönlü

Yukarıdaki dizede “gönül” kuşa benzetilmiştir. Kendisine benzetilen (kuş) söylenmemiş, sadece benzeyen (gönül) söylenmiştir

 

Abartma (Mübalağa)

Duygu ve düşünceleri daha güçlü göstermek için bir nesneyi, durumu ya da olayı olduğundan ya çok fazla ya da çok küçük gösterme sanatına abartma (mübalağa) denir.

Örnek:
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
Yukarıdaki dizede Çanakkale Savaşı’ndaki yıkım tasvir edilirken abartıdan yararlanılmıştır
 

Alem sele gitti gözüm yaşından
Yukarıdaki dizede, duyulan üzüntü tasvir edilirken abartıdan yararlanılmış ve gözyaşlarımdan dolayı dünya
sele gitti denmiştir.
 

Kinaye (Değinmece)

Bir sözü aynı anda hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek şekilde kullanma sanatına kinaye denir. Kinayeli söyleyişlerde asıl kastedilen mecaz anlamdır.

Örnek:
Ey benim sarı tamburam
Sen ne için inilersin
İçim oyuk derdim büyük
Ben anınçün inilerim

Yukarıdaki dörtlükte müzik aleti olan tamburanın içi gerçekten oyuktur. Öte yandan mecaz anlamda tamburanın çok dertli olduğu, ızdırabının büyük olduğu belirtilmektedir

 

Tariz (İğneleme)

Söylenen sözün ya da kavramın gerçek ve mecaz anlamının dışında büsbütün tersini kastetme sanatıdır. Tarizde sözün gerçek anlamı doğru gibi görünse de asıl amaç gerçek anlamın tam tersi bir anlamı yansıtmaktır. Tariz, bir kişiyi ya da durumu alaya almak için yapılır ve tersine öğüt olarak da adlandırılır.

Örnek:
Üç parmak noksan ölçersen kile
Dört kuruşa sekiz kuruş kat hile
Tatlı söz konuşma bir kimse ile
Hilekârlık boş sanattır usanma

Yukarıdaki dizelerde övülen unsurlar aslında tariz yoluyla verilmektedir ve bu sayede mısralardaki anlamın tam tersi bir anlam yansıtılmaktadır.

Bize kâfir demiş müfti efendi.
Tutalım ben ona diyem müselman
Varıldıkta yarın rûz-ı mahşerde
İkimiz de çıkarız anda yalan

Yukarıdaki dizelerde müftü efendinin şair için ve şairin de müftü efendi için söyledikleri tam tersi bir anlamı düşündürecek şekilde ifade edilmiştir.
 

Teşhis ve İntak (Kişileştirme ve Konuşturma)

İnsanlarda bulunan özellikleri hayvanlara, bitkilere veya cansız varlıklara aktarma sanatına teşhis; bu varlıkları insan gibi konuşturma sanatına intak adı verilir.

 

Örnek:
Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap

Yukarıdaki şiirde dolaba dertli olma özelliği verilmiş. (teşhis) ve dolap insan gibi konuşturulmuştur. (intak ve teşhis)

Küçük bir çeşmeyim yurdumun
Unutulmuş bir dağında

Yukarıdaki şiirde çeşme, insan gibi konuşturularak hem intak hem de teşhis sanatlarına başvurulmuştur.

 

Tenasüp (Uygunluk):

Birbirleriyle anlam ilgisi olan sözcük yahut kavramların aynı beyit veya dörtlükte bulunması sanatına tenasüp (uygunluk) denir.

Örnek:
Kılıçla, mızrakla, topla, tüfekle
Başımız bir kere eğilmemiştir

Yukarıdaki beyitte “kılıç, mızrak, top, tüfek” anlamca birbiriyle ilgili olduğundan tenasüp söz konusudur.

Ne nergis, ne leylak, ne lale, ne gül
Hepsiyle dolu bir selesin güzel

Yukarıdaki beyitte “leylak, lale, gül” sözcükleri anlamca birbiriyle ilgili olduğundan tenasüp söz konusudur.
 

Tevriye (İki Anlamlılık)

Birden fazla gerçek anlamı olan bir sözü, yakın anlamını göstererek uzak anlamını da düşündürecek biçimde kullanma sanatına tevriye denir. Burada her iki anlam da “gerçek anlam” kapsamındadır.

Örnek:
Bu kadar letafet çünkü sende var
Beyaz gerdanında bir de ben gerek

Beyitte “ben” sözcüğü hem kişi zamiri hem de vücuttaki siyah nokta anlamına gelecek şekilde kullanılarak tevriye yapılmıştır.

Gül gülse dâim, ağlasa bülbül aceb değül
Zira kimine ağla demişler, kimine gül

Beytin ikinci mısrasında “gül” sözcüğü hem “gülmek” fiili hem de “çiçek” anlamına gelecek şekilde kullanılarak tevriye yapılmıştır.
 

Hüsnütalil (Güzel Nedene Bağlama)

Bir tabiat olayını ya da herhangi bir durumu gerçek oluş nedeni dışında daha güzel bir nedene bağlama sanatına Hüsnütalil adı verilir.

Örnek:
Güzel şeyler düşünelim diye
Yemyeşil oluvermiş ağaçlar

Ağaçların yeşil olması doğal bir durumdur. Şair bu doğal durumun nedenini “güzel şeyler düşünelim diye” şeklinde değiştirerek hüsnütalil yapmıştır.

Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına
Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgârına

Bu beyitte akıncıların yeni yerler fethetme arzusunun nedeni olarak yeni bir ülkede atlarına yem vermek istemeleri gösterilmiştir. Oysa bu durumun asıl nedeni toprak kazanmaktır.

 

Tecahülüarif (Bilir Bilmezlik)

Bilinen bir şeyi bilmez ya da başka türlü biliyormuş gibi görünmek suretiyle daha etkili anlatma ve benimsetme sanatıdır. Bilmezlikten gelme şeklinde de ifade edilebilir.

Örnek:
Geç fark ettim taşın sert olduğunu
Su insanı boğar ateş yakarmış

“Taşın sert olduğunu”, “suyun insanı boğup ateşin yaktığını” şair bilmektedir fakat bu durumlar çok sonradan öğrenilmiş gibi ifade edilmiş ve bilmezlikten gelinmiştir.Dolayısıyla her iki dizede de tecahülüarif yapılmıştır.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz

Birinci dizede şair şakaklarına karın yağmadığını, bu durumun ağaran saçlardan kaynaklandığını; ikinci dizede de söz konusu çizgili yüzün kendisine ait olduğunu bilmektedir ancak bu durumları bilmezlikten gelmiştir.

 

İrsal-i Mesel (Atasözü Kullanma)

İleri sürülen bir düşünceyi daha inandırıcı kılmak ve sözü pekiştirmek için dizelere, bir atasözü veya atasözü değerinde örnek katma sanatıdır.

Örnek:
Çağır Karacaoğlan çağır
Taş düştüğü yerde ağır
Gönül sevdiğinden soğur
Görülmeyi görülmeyi

Yukarıdaki dizelerde “Taş düştüğü yerde ağır” atasözü kullanılarak irsal-ı mesel yapılmıştır.

Gün de doğar gün de doğar
Bir gün mutlaka gün doğar
Gün doğmadan neler doğar
Gün doğmadan Şehzadebaşına

Yukarıdaki dörtlüğün üçüncü dizesinde “Gün doğmadan neler doğar.” atasözü kullanılarak irsal – ı mesel yapılmıştır.

 

Tekrir (Yineleme)

Sözün etki gücünü artırmak amacıyla sözcük ya da sözcük öbeklerini yinelemeye tekrir denir. Tekrir aşırı bir duygulanma veya coşkunun sonunda yapılır.

Örnek:
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Yukarıdaki dörtlükte “kaldırımlar” sözcüğü her mısrada tekrarlanarak tekrir yapılmıştır.

Söz ola kese savaşı,
Söz ola kestire başı,
Söz ola ağulu aşı,
Yağ ile bal ede bir söz

Yukarıdaki dörtlükte “söz ola” söz grubu her mısrada tekrarlanarak tekrir yapılmıştır.
 

Nida (Seslenme)

Şiddetli duyguları ve heyecanları coşkun bir seslenişle anlatmadır. Daha çok “ey, hey” gibi seslenme bildiren ünlemlerle yapılır.

Örnek:
Ne kaçarsın benden ey yüzü mahım
Seni seven var mı benden ziyade

Şair, yukarıdaki dizelerde “ey” sözcüğünü kullanarak nida sanatını örneklendirmiştir.

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir

Yukarıdaki dizelerde “Dur yolcu!” ünlemi kullanılarak nida sanatı örneklendirilmiştir.
 

Tezat (Zıtlık)

İki duygu, düşünce ya da varlık arasında birbirine karşıt olan nitelikleri bir arada söyleme sanatıdır. Bu sanat zıt anlamlı sözcükleri bir arada kullanma olarak algılanmamalıdır. Burada zıtlık sözcük düzeyinde değil bir varlığın iki karşıt özelliğinde ya da iki farklı varlığın karşıt özelliklerinde aranmalıdır.

Örnek:
Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

Bu dizelerde aynaların “dost” ve “düşman” görünmesi aynı varlığa ait zıt durumlar olduğundan tezat vardır.

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Bu dizelerde toprağın işkence yapıldıkça gülmesi zıt durumlar olduğundan tezat sanatı örneklendirilmiştir.

 

İstifham (Soru Sorma)

Anlatımı daha etkili hale getirmek için cevap alma amacı gütmeden soru sormaktır. Burada anlamı güçlendirmek ve yansıtılan duyguyu daha açık hale getirmek amaçlanır.

Örnek:
Hani o, bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın?
Alnına koyarken veda busemi
Yüzüme bu türlü bakmayacaktın?

Yukarıdaki dörtlükte şair ikinci ve dördüncü dizelerde soru sorduğundan istifham sanatı söz konusudur.

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?

Yukarıdaki dörtlükte dizelerin tamamında şair cevap beklemeksizin soru sormuş ve istifham sanatını örneklendirmiştir.

 

Mecazımürsel (Ad Aktarması)

Bir sözün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözün yerine kullanılmasıdır. Mecazımürselde parça-bütün, neden sonuç, özel-genel, eser-sanatçı, iç-dış, yer-insan, soyut-somut, yön-uygarlık, araç-kullanıcı gibi anlam ilgileri bulunur.

Örnek:
Nedir üç dört alın?
Bir yurdun alnından boşansın ter.

“Yurt” sözüyle kastedilen yurttaki insanlardır. (yer-insan ilişkisi)

Edirne’de bir sabah üçüncü şerefede
Sinan’ın güzelliği döndürmüştü başını”

“Sinan’ın güzelliği” ifadesi ile Edirne’deki “Selimiye ilişkisi) Camisi” anlatılmak istenmiştir. Burada “sanatçı eser” ilişkisi ile ad aktarması yapılmıştır.
 

Telmih (Anımsatma)

Bir dizede ya da beyitte kullanılan bir sözle geçmişte yaşanmış ve herkes tarafından bilinen bir olayı anımsatma sanatına telmih denir.

Örnek:
Ey dost senin yoluna
Canım vereyim Mevlâ
Aşkını komayayım
Oda gireyim Mevlâ

Yukarıdaki dörtlükte “oda gireyim” sözüyle Hz. İbrahim’in ateşe atılması olayına hatırlatma yapıldığından telmih sanatı söz konusudur.

Gökyüzünde İsa ile
Tur Dağı’nda Musa ile
Elindeki âsâ ile
Çağırayım Mevlâ’m seni

Yukarıdaki dörtlükte Hz. İsa’nın gökyüzüne yükselmesine, Hz. Musa’nın asasına ve Tur Dağı’nda Allah ile konuşmasına hatırlatma yapılmıştır.
 

Cinas

Yazılışları aynı, anlamları farklı olan sözcüklerin dize sonlarında kullanılmasına cinas denir. Cinaslar Türkçedeki sesteş sözcüklerle yapılır.

Örnek:
Kalem böyle çalınmıştır yazıma,
Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma

Birinci dizedeki “yazıma” sözcüğü kader, alın yazısı anlamındayken ikinci dizedeki “yazıma” sözcüğü mevsim anlamındadır. Bu bakımdan cinas sanatı söz konusudur.

Bir güzele dedim ki iki gözün sürmelidir
Dedi vallahi seni Hind’e kadar sürmelidir

Birinci dizedeki “sürmelidir” sözcüğü sürmeyle boyanmış anlamındayken ikinci dizedeki “sürmelidir” sözcüğü sürgün etme anlamındadır.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İlginizi Çekebilecek Konuları

2020 TYT Konuları ve Soru Dağılımları

AYT Konuları ve Soru Dağılımları

YKS (TYT-AYT) Konuları ve Soru Dağılımları (ÖSYM)

LGS Türkçe Deneme Çöz

LGS Deneme Sınavı PDF İndir

2020 LGS Konuları ve Soru Dağılımları (MEB)

» LGS Puan Hesaplama

TYT Deneme PDF İndir

AYT Deneme Sınavları PDF İndir

Töder Türkiye Geneli (TYT-AYT) Denemeleri PDF

Takdir Teşekkür Hesaplama

Puan Hesaplamaları

2019 Bursluluk Sınavı Soruları ve Cevapları

9-10-11. Sınıflar Bursluluk Sınavı Soruları 2019

Güncel Yazılı Soruları ve Cevapları

dershanem.net
Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir?
Makale Adı
Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir?
Açıklama
Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir?, Edebi Sanatlar Söz Sanatlar, Şiirde Edebi Sanatlar, Edebi Sanatlar (Söz Sanatları) Nedir? Kısaca
Yazar
Yayımcı
Dershanem
Yayımcı Logosu

1 Cevap

  1. hakkı hakka tapan dedi ki:

    Edebi Sanatlar güzel açıklanmış teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir