Eleştiri Nedir?

Eleştiri Nedir?

Bu sayfamızda sizlere Eleştiri Nedir? konusunu açıklayacağız. Eleştiri Nedir? yazımızı okuyarak Eleştiri Nedir? hakkında daha iyi ilgi sahibi olacaksınız. Eleştiri Nedir? sayfamızı arkadaşlarınızla paylaşarak onlarında faydalanmasına destek olabilirsiniz.

Bir edebiyat veya sanat eserini iyi ve kötü yönleriyle değerlendirerek onun anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türüne eleştiri denir.

Eleştiri, kendine özgü yasaları, ilke ve kuralları olan yazınsal bir türdür.

Eleştiride bir sanat ya da edebiyat eseri üzerinde yorum ve değerlendirmeler yapılır. Bu değerlendirmeler olumsuz olabileceği gibi olumlu da olabilir. Hatta bir eleştiride aynı eserle ilgili hem olumlu hem de olumsuz eleştiriler yapılabilir. Eser ile ilgili olumlu veya olumsuz yargılar verilirken bu, eserden alınan örneklere dayandırılmalı. böylece okur eserle ilgili olarak verilen yargının doğruluğuna inanmalıdır.

Eleştiri yalnız bir esere yönelik olabileceği gibi bir yazarın bütün eserlerine yönelik de olabilir.

Eleştiri, öznel ve nesnel olabilir fakat öznel eleştiriler sanat dünyasında pek hoş karşılanmaz. Eleştiriden asıl beklenen nesnel, tarafsız olmasıdır. Yazar, eleştiride “beğendim, hoşuma gitti, beğenmedim…” gibi öznel değerlendirmelerden mümkün olduğunca kaçınmalıdır.

Eleştiride Yazar

Eleştirdiği eseri dikkatle incelemeli; edebiyatın, sanatın genel ölçülerine göre eseri yorumlayarak eserle ilgili görüşlerini ortaya koymalıdır. Bu şekilde yapılan eleştiri hem yazarı geliştirir hem de okurun kitapla ilgili sağlıklı bilgiler elde etmesini sağlar.

Eleştiri yazanlara eleştirmen denir. Bu işi yapanlara eleştirmen denmesi için o kişinin, bunu sürekli iş edinmesi, eserleri değerlendirmek ve açıklamak için gösterdiği etkinliği yazılaştırması gereklidir. Bu yüzden herkes eleştiri yazısı yazamaz. Eleştiri yazısı yazan kişi, eleştiri yazısı yazabilmek için gerekli bilgilere ve donanıma sahip olmalıdır.
 

Eleştirmen

Eleştirdiği eserin olumlu veya olumsuz yönlerini belirledikten sonra eseri diğer eserlerle karşılaştırarak eserin değerini belirlemeli, yazın dünyasında bir yere oturtmalıdır.

Eleştirmenin görevi güzel bir eser ortaya koymak değil, ortaya konmuş olan eseri değerlendirerek okur ile eser arasında sağlam bir köprü kurmaktır. Bunu sağlıklı bir şekilde başaran eleştirmenler yapıcı eleştiri ile yazarların eksiklerini veya başarılı oldukları yönlerini göstererek onların gelişmesine katkı sağlar. Bu katkı aynı zamanda edebiyatın ve dilin gelişmesini de sağlar. Hatta genel bir görüşe göre eleştiri olmadan edebiyat gelişmez.

Eleştiri ile ilgili bu genel bilgilerden sonra eleştirinin türlerini görelim. İzlenen yönteme göre eleştiri türleri beşe ayrılır.
 

Eleştiri Türleri

Tarihsel Eleştiri

Eleştirmenin, eleştirdiği eseri yazın tarihinin verilerinden yararlanarak, yazarının yaşam öyküsünü, o dönemin başka yapıtlarını göz önünde bulundurarak değerlendirdiği bir eleştiri türüdür.

Eleştirmen bunu, eseri yazıldığı zaman diliminin, çağ veya dönemin içine yerleştirmekle gerçekleştirebilir. Yapılacak iş, eserlerin oluşturulduğu dönemlerle ilgili birtakım araştırmalar, incelemeler yapmak ve eseri bunların doğrultusunda değerlendirmeye tabi tutmaktır.

Örneğin, bir Fuzuli’yi, bir Namık Kemal’i ancak Osmanlı toplum düzeni ve o günlerin toplumsal koşullarına göre kavrayabiliriz. Bugünün değer ölçüleriyle bakamayız onlara.
 

Toplum Bilimsel Eleştiri

Eser, toplumsal bir olgu olarak düşünülür. Eser, yazıldığı dönemi toplumsal boyutlarıyla yansıtıp yansıtmadığı açısından değerlendirilir.

Eserde toplumdan izler aranır, eserin toplumu yansıtmadaki başarısı veya başarısızlığı değerlendirilir.

Bu eleştirilerin ortak yanı eserlerin dışa göre değerlendirilmesidir.

Toplum bilimsel eleştiride sanatçının hayatı bir çıkış noktası kabul edilerek sanatçının eserleri bu noktadan değerlendirilir
 

İzlenimsel (Okura Dönük) Eleştiri

Bu tür eleştiride eleştirmen kural ve ölçüt tanımaz. Tek ölçüt, eleştirmenin kendi beğenisidir. Yazınsal yaratı ya da yapıttan tat almışsa onu beğenir, yüceltir. Tat almamışsa yerer. Burada yazar, eseri değerlendirmek yerine, eserin bir okur olarak kendinde bıraktığı etkileri, izlenimleri ifade eder.

Bu şekilde yazılan eleştiri yazıları daha çok, deneme türü içinde düşünülmektedir.
 

Ruh Bilimsel Eleştiri

Ruh bilimsel eleştiri, eseri açıklamada yazarın özellikle ruhsal yaşantısını, bilinçaltı dünyasını değerlendirmeyi amaçlayan eleştiridir. Eleştirmen; sadece sanatçıyı değil, eserdeki kişileri de bu açıdan ele alır. Bu eleştirilerde özellikle davranışların belirlenmesine, içgüdüsel yönelimlerin sergilenmesine, kişiliğin gelişiminde ilk çocukluk gibi, payı olan etkenlerin ortaya konmasına ağırlık verilir. Eleştirmen, eserlerin gizli içeriklerini bulup ortaya çıkarmaya çalışır.
 

Yaşam Öyküsel (Sanatçıya Dönük) Eleştiri

Eserle yazarın yaşamı arasında güçlü bağlar vardır. Yaşam öyküsel eleştiri bu görüşten yola çıkar. Bunun için de sanatçının yaşamını inceler ya da sanatçının ruhsal durumunu, kişiliğini belirleyebilmek için eserlerini irdeler. Yazarın yaşamından esere yansıyan izleri belirler.
Bu eleştiri türü, değerlendirmeci ya da yargılayıcı değil, betimleyicidir. Bu tür eleştiride eleştirmen; yazarın ne anlattığını, anlattıklarının kişiliğini oluşturan koşullardan kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırır ve bulgularını ortaya koyarak eseri değerlendirir.
 

İyi Bir Eleştirinin Özellikleri

» Ele alınan esere bağlı olmalıdır. Bulgular eserden örnekler verilerek ortaya konmalıdır.

» Tarafsız ve ön yargısız bir yaklaşımla yazılmalıdır.

» Eleştirilen eser, bütün yönleriyle ele alınarak değerlendirilmelidir.

» Eleştiri, kendine Özgü terimsel ifadeler kullanılarak yazılmalıdır.

» Eserle ilgili varılan sonuç yargılara metinden hareketle inandırıcı bir şekilde verilmelidir.
 

Eleştirinin Tarihsel Gelişimi

Eleştiri Yunanca “kritike” sözcüğünden türemiştir. Eleştirel ve eleştirici anlamındaki “kritikos” sözcüğü Latinceye “critucus” biçimiyle geçmiş ve bu yolla Avrupa dillerine yayılmıştır.

Günümüzdeki anlamıyla edebiyat eleştirisinin, bir yazı türü olarak Batı edebiyatında 19. yüzyılda doğup geliştiği bilinmektedir. Batı edebiyatında, Boileau ve Anotole France eleştiri türünün önemli temsilcileri olarak bilinmektedir.

Bir yazında tür olarak eleştiri bizde Tanzimat’tan sonra görülür. O zamanki adıyla tenkit, Avrupa fikir ve sanat âlemi ile temastan sonra memleketimize gelmiştir. Bu dönemin eleştiri anlayışında ilke ve yöntemler henüz netleşmiş değildir.

Bu dönemde rastlanan ilk eleştiri yazısı Şinasi’nindir. Şinasi’nin edebiyat eleştirisi olarak anılabilecek yazısı temelde bir dil tartışması olan “mebhüsetü’n anha, terceme-i sâlifetü’z-zikr, tül ü dıraz” sözcükleri çevresindeki dizi yazısıdır.

Ondan sonra gelen Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Midhat Efendi, Abdülhak Hâmid, Recâizâde Mahmut Ekrem, eleştiri türünde metinler kaleme almışlardır.

Servet-i Fünun Döneminde Eleştiri

Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) döneminde eleştiride belirli bir yöntem görülmeye başlanmış, daha sistematik eleştiriler yazılmıştır. Servet-i Fününcular, edebiyatımızda eleştiriyi bir tür hâline getirmişlerdir.

Modern anlamdaki eleştiri anlayışına uygun çalışmalarsa ancak 1940’tan sonra Cumhuriyet Dönemi edebiyatında gelişmiştir.

Bu dönemde Yahya Kemal Beyatlı, Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Tahir Alangu, Asım Bezirci, Fethi Naci, Atillâ Özkırımlı, Adnan Binyazar, Berna Moran, Özdemir Nutku, Metin And gibi adlar eleştiri alanında göründüler.
 

İHTİYAR ÇİLİNGİR” HİKAYESİNİN METİN MERKEZLİ DİLBİLİMSEL ELEŞTİRİSİ

“Hikâyede genellikle basit cümle yapısı kullanılmaktadır. Bu durum da yazarın hikâyede sohbet eder gibi, doğrudan ve anlaşılabilir bir şekle sahip olmasını sağlamaktadır. Yazar, cümleler arası sebep-sonuç ilişkisini, kendisini ön plana çıkararak karşılaştığı durumla ilgili yaptığı yorumlarla vermektedir. Aslında yazarın anlattığı durum, toplumda yaşanılan bozuklukların sebeplerini yorumlamak için verilmiştir. İhtiyar Çilingir hikâyesinde yazar, sebep-sonuç ilişkisini genellikle karşılaştırma yoluyla yapar:

“Sanatta böyle bir merbutiyyet-i dindârâne (dindarca bir bağlılık) vardı. Her şeyi inkâr eden küfür devresi gelmemiş olsaydı, şüphesiz bu güzel şeyler sönüp gitmeyecekti. ” (4. paragraf)

Hikâyesinde genel olarak kısa basit cümleler kullandığını belirttiğimiz yazar, ayrıca kelime gruplarından oluşan uzun sayılabilecek ancak basit olan cümlelere de yer vermektedir.

“ihtiyarlamış, küçülmüş, aksakallı, küçük yüzlü bir adam, gözünde çifte gözlük, mini mini halkaları ateşte ısıtıp zincir bağlıyordu. ” (1 . paragraf)”

Yukarıdaki metinde eleştirmen eleştirdiği hikâyeyle ilgili görüşlerini metinden hareketle ortaya koymuş, nesnel bir tutum sergileyerek başarılı bir eleştiri yazmıştır.

Türk Dili ve Edebiyatı Konularını Görmek İçin Linke Tıklayın

İlginizi Çekebilecek Konuları

2020 TYT Konuları ve Soru Dağılımları

AYT Konuları ve Soru Dağılımları

YKS (TYT-AYT) Konuları ve Soru Dağılımları (ÖSYM)

LGS Türkçe Deneme Çöz

LGS Deneme Sınavı PDF İndir

2020 LGS Konuları ve Soru Dağılımları (MEB)

» LGS Puan Hesaplama

TYT Deneme PDF İndir

AYT Deneme Sınavları PDF İndir

Töder Türkiye Geneli (TYT-AYT) Denemeleri PDF

Takdir Teşekkür Hesaplama

Puan Hesaplamaları

2019 Bursluluk Sınavı Soruları ve Cevapları

9-10-11. Sınıflar Bursluluk Sınavı Soruları 2019

Güncel Yazılı Soruları ve Cevapları

dershanem.net
Eleştiri Nedir?
Makale Adı
Eleştiri Nedir?
Açıklama
Eleştiri Nedir?, Edebiyat Eleştirisi Nedir, Tenkit Nedir, Türk Edebiyatında Eleştirmenler ve Eserleri, Edebi Eleştiriler Örnek
Yazar
Yayımcı
Dershanem
Yayımcı Logosu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir