Gulyabani – Hüseyin Rahmi Gürpınar

Konu

Türk edebiyatının ilk fantastik anlatılarından olan Gulyabani’de kalabalık bir köşk içinde yaşayan bir ailede Gulyabani ismi verilen bir yaratığın musallat olması komik bir dil ile anlatılmaktadır.

Özet

Kalabalık bir konakta geçen anlatıda, dul kaldığı için geçim sıkıntısı yaşayan Muhsine Hanım bir köşkte hizmetçi olarak çalışmaya başlamıştır. Fakat çalışmaya başladığı konağın gizemli bir havası bulunmaktadır. Diğer çalışanlar olan Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen Kadın’dan öğrenildiği üzere konakta cinler, periler ve garip varlıklar bulunmaktadır. Muhsine Hanım bu durumdan çok korkar ve konaktan ayrılmak ister ama Ruşen Kadın’ın anlattıklarına göre artık cinlerin ve perilerin kendisine musallat olduğunu, çünkü konakta bir gece geçirmiş olduğunu söyler. Muhsine Hanım daha sonra bir gece saçma sözler duymaya başlar ve bu sözlerin nereden geldiğini merak etmeye koyularak Gulyabani’nin peşine düşer. Gulyabani farklı zamanlarda konakta çalışanlara görünmüş korkutucu bir varlıktır. Bir gece ise Muhsine Hanım, Gulyabani’yi görür ve çığlıklar atarak ortalığı ayağa kaldırır. Gulyabani’yi yakalamayı başaranlar esasında Gulyabani’nin bir kostüm olduğunu ve içindekinin de çiftlik kahyası Zekeriya olduğunu fark ederler. Zekeriya ve etrafındakiler bu numarayı konağın sahibi olan hanımı delirterek konağı ele geçirmek için düzenlemektedirler. Muhsine Hanım da olayların ortaya çıkmasına neden olan Hasan ile evlenir ve mutlu bir yaşam sürer.

Ana Fikir

Cahillik ve batıl inançların insanları nasıl etkilediğini anlatır. Hiçbir şeyden korkmayarak olayların üzerine gitmek her zaman geri planda yatanları olan bitenleri açığa çıkarır.

Romandaki Karakterler

Muhsine Hanım: Köşke hizmetçi olarak girmiş ve Gulyabani’nin sırlarını açığa çıkarmak için mücadele vermiş zeki bir kaındır.

Hasan Efendi: Muhsine Hanım’ın eşi olup köşkün sadık bir çalışanıdır.

Yazar Hakkında

1864 yılında doğan Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türk edebiyatında önemli eserler üretmiş bir yazardır. 1944 yılındaki ölümüne değin çok sayıda roman yazmış ve romanları geniş kesimler tarafından sevilerek okunmuştur. Her zaman cahilliği, batıl inançları ve geri kalmışlığı kendisine özgü esprili dili ile eleştiren yazarın roman dili oldukça sade olup herkesin okuyup anlayacağı bir seviyededir. Ayrıca eserlerindeki karakterler şive ile konuştuklarından Türk edebiyatına sokak ağzını getiren yazar olarak da bilinmektedir.