Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç – Hüseyin Rahmi Gürpınar

Konu

Dünya çarpacağı söylenen bir kuyruklu yıldızın etrafında gelişen olaylarda İrfan Galip’in batıl inançlı olan kadınlarla mektuplaşması konu alınmaktadır. Batıl inançlara inanmanın nasıl gülünç durumlar yaratacağı romanda işlenmektedir.

Özet

Roman, 1910 yılında Halley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpacağı söylentisi üzerine kuruludur. Herkes tarafından panikle karşılanan bu durumu herkes kendince yorumlamaya başlar. Romanın ana karakteri olan İrfan Galip, batıl inançların yaygın olduğu bir mahallede oturmaktadır. Batı eğitimi alan İrfan Galip geniş ve hür fikirlidir. Kendisi bir kadın tarafından geri çevrildiği için kadın düşmanı olmuştur. Kadınların zayıflıklarını kullanarak onları korkutmak için kuyruklu yıldızın dünyaya nasıl çarpacağı hakkında konferanslar verir ve mektuplar yazar. Kadınları kıyamet geliyor diye korkutan İrfan Galip’e bir süre sonrasında bir mektup gelir. Bu mektubu yazan kadına karşı ilgisi artmış ve onu yakından tanımak istemektedir. Tanıştığı Feriha ile evlenmek isteyen İrfan Galip, kısa sürede bu isteğine erer ve eşi ile birlikte bilimsel, felsefi, edebi pek çok konuda konuşmalar yapmaya başlar. Onların aşkları etrafında roman son bulur.

Ana Fikir

Batıl inançların ne kadar kötü olduğu ve kadınlara da erkekler ile eşit hakların verilmesi durumunda onların da ne kadar bilgili olabileceklerini gösteren romanın ana fikri her zaman bilimsel gelişmelere açık olunması gerektiğidir.

Romandaki Karakterler

İrfan Galip: Bilgili, başlarda kadın düşmanı ancak daha sonra aşk duyan romanın ana karakteri.

Feriha: İrfan Galip’in evleneceği ve asıl adı Lütfiye olan bilgili kadın.

Yazar Hakkında

Hüseyin Rahmi Gürpınar 1864 yılında dünyaya gelmiştir. Yazılarında keskin bir gözlemi konu edinir ve özellikle cehalet, bilgisizlik, batıl inançlar, söylentiler ve kör inançlar ile eleştiriler yapar. Gürpınar çok sayıda roman kaleme almıştır ve hepsinde sade sayılacak bir dil kullanmıştır. Her eserinde bahsettiği konular ile bilgi vermekten geri kalmaz ve okurun bu konularda bilgi sahibi olmasını ister. Ayrıca mizahı çok iyi bir şekilde eserlerinde kullanmaktadır. Gürpınar’ın tüm yazdıklarında ana şehir İstanbul’dur. Yalın dili sayesinde geniş kesimler tarafından okunmuş ve çok sayıda kesime ulaşmayı başarabilmiştir. 1944 yılında vefat etmiştir.